21 Aralık 2025 Pazar
İLK MİTİNG
. İLK TÜRK KADIN MİTİNGİ .
20 Aralık 2025 Cumartesi
ONUNCU YIL
. ONUNCU
YIL SÖYLEVİ
. Onuncu Yıl Nutku, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal
Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin 10. yılı
kutlamalarında 29 Ekim 1933 tarihinde Ankara Hipodromu'nda verilen
nutuktur.
. Türk Milleti!
Kurtuluş savaşına başladığımızın 15'inci yılındayız.
Bugün
cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük Türk milletinin bir ferdi olarak bu kutlu güne kavuşmanın en
derin sevinci ve heyecanı içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok ve büyük işler yaptık.
Bu işlerin en
büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye
Cumhuriyeti'dir.
Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber
olarak azimkârâne yürümesine borçluyuz.
Fakat
yaptıklarımızı asla kâfi göremeyiz.
Çünkü daha çok
ve daha büyük işler yapmak mecburiyetinde ve azmindeyiz.
Yurdumuzu
dünyanın en mâmur ve en medenî memleketleri seviyesine çıkaracağız.
Milletimizi en
geniş refah vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız.
Millî
kültürümüzü muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Bunun için,
bizce zaman ölçüsü geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın
sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir.
Geçen zamana
nispetle, daha çok çalışacağız.
Daha az
zamanda, daha büyük işler başaracağız.
Bunda da
muvaffak olacağımıza şüphem yoktur.
Çünkü, Türk
milletinin karakteri yüksektir.
Türk milleti
çalışkandır.
Türk milleti
zekidir.
Çünkü Türk
milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.
Ve çünkü, Türk
milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında
tuttuğu meşale, müspet ilimdir.
Şunu da
ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan Türk
milletinin tarihî bir vasfı da, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
Bunun içindir
ki, milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtrî zekâsını,
ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, millî birlik duygusunu mütemadiyen
ve her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek millî
ülkümüzdür.
Türk milletine
çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün beşeriyete hakikî huzurun temini yolunda,
kendine düşen medenî vazifeyi yapmakta, muvaffak kılacaktır.
Büyük Türk
Milleti, on beş yıldan beri giriştiğimiz işlerde muvaffakiyet vadeden çok
sözlerimi işittin.
Bahtiyarım ki,
bu sözlerimin hiçbirinde, milletimin hakkımdaki itimadını sarsacak bir
isabetsizliğe uğramadım.
Bugün, aynı
inan ve katiyetle söylüyorum ki, millî ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte
olan Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medenî âlem, az zamanda bir
kere daha tanıyacaktır.
Asla şüphem
yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti,
bundan sonraki inkişafı ile, âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş
gibi doğacaktır.
Türk Milleti!
Ebediyete akıp
giden her on senede, bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle,
saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu
Türk'üm diyene!
Mustafa Kemal Atatürk .
29 Ekim 1933
https://www.ktb.gov.tr/TR-96294/10-yil-nutku.html
Türk
Ulusu!
Kurtuluş
Savaşı'na başladığımız 15'inci yılındayız.
Bugün
cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır.
Kutlu olsun!
Bu anda büyük
Türk Ulusunun bir bireyi olarak, bu kutlu güne kavuşmanın en derin sevinci ve
coşkunluğu içindeyim.
Yurttaşlarım!
Az zamanda çok
ve büyük işler yaptık.
Bu işlerin en
büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk Kültürü olan Türkiye
Cumhuriyetidir.
Bundaki
başarıyı, Türk Ulusunun ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimle
yürümesine borçluyuz.
Fakat
yaptıklarımızı hiçbir zaman yeterli görmeyiz.
Çünkü daha çok
ve daha büyük işler yapmak zorunluluğunda ve azmindeyiz.
Yurdumuzu
dünyanın en bayındır ve uygar ülkeleri düzeyine çıkaracağız.
Ulusumuzu en
geniş refah araç ve kaynaklarına sahip kılacağız.
Ulusal
kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız.
Bunun için,
bize zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici görüşüne göre değil, çağımızın
hız ve hareket kavramına göre düşünülmektedir.
Geçen zamana
oranla, daha çok çalışacağız.
Bunda da
başarılı olacağımıza kuşkum yoktur.
Çünkü Türk
ulusunun karakteri yüksektir.
Türk ulusu
çalışkandır.
Türk Ulusu
zekidir.
Çünkü Türk
Ulusu, ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.
Çünkü Türk
Ulusunun yürütmekte olduğu yükselme ve uygarlık yolunda, elinde ve kafasında
tuttuğu meşale, müsbet bilimdir.
Şunu da önemle
belirtmeliyim ki, yüksek bir insan topluluğu olan Türk Ulusunun tarihsel bir
niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.
Bunun içindir
ki ulusumuzun yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, doğuştan zekasını,
bilime bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, ulusal birlik duygusuna ara
vermeden ve her türlü araç ve önlemlerle besleyerek geliştirmek ulusal
ülkümüzdür.
Türk ulusuna
çok yaraşan bu ülkü, onu, bütün insanlığa gerçek huzurun sağlanması yolunda,
kendine düşen uygarca vazifeyi yapmakta başarılı kılacaktır.
. Büyük Türk Ulusu!
Onbeş yıldan
beri, giriştiğimiz işlerde başarı vaadeden çok sözlerimi işittin.
Mutluyum ki, bu
sözlerimin, hiçbirinde, ulusumun, hakkımdaki güvenini sarsacak bir
isabetsizliğe uğramadım.
Bugün, aynı
inanç ve kesinlikle söylüyorum ki, ulusal ülküye, tam bir bütünlükle yürümekte
olan Türk Ulusunun büyük ulus olduğunu bütün uygar dünya, az zamanda, bir kere
daha tanıyacaktır.
Hiçbir an
kuşkum yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük uygar niteliği ve büyük uygar
yeteneği, bundan sonra ki gelişmesi ile, geleceğin yüksek uygarlık ufkunda yeni
bir güneş gibi doğacaktır.
Türk Ulusu!
Sonsuzluğa akıp
giden her on yılda, bu büyük ulus, bayramını daha büyük onurla, mutluluklarla,
huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim.
Ne mutlu Türküm
diyene !
Mustafa Kemal Atatürk .
Ankara, 29 Ekim 1933
https://www.izmirsj.k12.tr/index.php/tr/ataturk/ataturkun-10-yil-nutku.html
https://www.youtube.com/watch?v=wQPtkbAiRrU
18 Aralık 2025 Perşembe
TÜRKİYE BÜTÜNDÜR
. TÜRKİYE CUMHURİYETİ BİR BÜTÜNDÜR
. Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkesi,
yurttaşları ve her türlü varlığı ile, kendisini Türk kabul eden herkes ile bir
bütündür.
. Bu düşünce Türkiye Cumhuriyeti’nin temel
taşlarını oluşturan yurtseverlik, birlik ve beraberlik ruhunu çok net bir
şekilde yansıtır.
. Bu anlatım, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini
oluşturan üniter devlet yapısını ve Atatürk’ün "Ne mutlu
Türküm diyene!" sözünde hayat bulan “kapsayıcı milliyetçilik”
anlayışını çok güçlü bir şekilde yansıtır.
Birliktelik
ruhu, toplumsal barışın ve ortak bir gelecek inşa etmenin en önemli
dayanağıdır.
Bu ilkeler,
toplumsal huzurun ve devletin bekasının en önemli güvencesidir.
Cumhuriyetin kuruluş
ilkelerini ve değerlerini yaşatmak hem tarihsel bir “sorumluluk” hem de çağdaş
bir gelecek oluşturma yolunda en büyük “rehberdir”.
. Ulusal değerlerimize, ülkemize,
topraklarımıza, sınırlarımıza, doğal değerlerimize, insanlarımıza ve üniter
devletimize, Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkacağız onu koruyacağız ve
savunacağız.
Bu kararlılık,
bir toplumun geleceğini teminat altına alan en temel iradedir. İfade ettiğiniz
bu değerler, sadece birer kavram değil; geçmişin mirası, bugünün huzuru ve
geleceğin bağımsızlığıdır.
Bu bir bütüncül
savunma anlayışıdır; yani sadece sınırda nöbet tutmak değil, aynı zamanda
bilimi, sanatı, doğayı ve insan haklarını yücelterek ülkeyi her alanda daha
güçlü kılma çabasıdır.
Bu koruma ve
savunma bilincinin temel sütunları modern bir toplumun ortak paydası
niteliğindedir:
Coğrafi
sınırların (yurt-vatan) ve üzerinde yaşayan insanların ayrılmaz bir bütün
olduğu vurgulanmalıdır.
Devletin tüm
varlıklarının, bu bütünlüğü oluşturan yurttaşların ortak mirası olduğu bilinci
verilmelidir.
Devletin ülkesi
ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, huzur ve güvenliğin temelidir. "Tek
devlet, tek millet" ilkesi, farklılıkların ortak bir üst kimlikte
buluşarak huzur içinde yaşamasının güvencesidir.
Ülke
topraklarının ve sınır güvenliğinin korunması, bağımsızlığın ilk koşuludur.
Yalnızca sınırları
değil, doğayı ve insanı da savunma kararlılığı, gelecek kuşaklara olan
sorumluluğumuzu gösteriyor.
Toprağın
verimi, suyun temizliği, ormanlar ve kültürel değerler; gelecek kuşaklara
bırakılacak en büyük borç ve emanettir.
Anayasal olarak
belirtildiği gibi “laik, sosyal” ve “demokratik bir hukuk devleti” olan Türkiye
Cumhuriyeti’ni korumak, çağdaşlaşma yolundaki en büyük sorumluluğumuzdur.
. "Kendisini
Türk kabul eden herkes" ifadesi, köken ayrımı yapmaksızın ortak bir ülkü
ve yurttaşlık bilincinde buluşmanın önemini hatırlatır.
. Bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak için
neler yapılabileceğini çok iyi kavramalı ve üzerimize düşünceleri yerine
getirmeliyiz.
Değerlerin
sadece sözde kalmaması, yaşayan birer gelenek haline gelmesi için her bireye ve
kuruma önemli görevler düşer.
Bu bilinci
gelecek kuşaklara aktarmak, bir yarış gibi titizlikle yürütülmelidir.
Bu değerleri
genç kuşaklara aşılamak ve kalıcı kılmak için atılabilecek somut adımlar:
Okul yalnızca teorik
bilgi vermemeli; gençlerin ulusal değerleri deneyimlemesine olanak tanımalıdır.
Tarihi sadece
tarihlerle değil, o günkü ruhu ve verilen mücadeleyi anlatan hikayelerle,
biyografilerle sevdirmek gerekir.
Gençlerin
Çanakkale, Anıtkabir gibi önemli noktaları ve ülkemizin doğal güzelliklerini
yerinde görerek “aidiyet” duymalarını sağlamak gerekir
Çocuklar
duyduklarından ziyade gördüklerini “taklit” ederler.
Bizler doğayı
korursak, vergi ödevimizi yerine getirirsek ve toplumsal kurallara uyarsak,
gençler de bu "sorumlu vatandaşlık" modelini benimser.
Türkçe’yi
özenli kullanmak ve toplumsal tartışmalarda nezaketi korumak, kültürel mirasın
en zarif aktarım yoludur.
Dijital çağa uygun
içerikler oluşturabiliriz. Genç kuşak zamanının büyük kısmını dijital dünyada
geçiriyor, ulusal videolarla olan çalışmalarımızı buralara taşımalıyız.
Dezenformasyonla
mücadele edilmelidir. Gençlere, ülkelerine dair asılsız bilgilere karşı “eleştirel
düşünme” ve “doğru kaynağa ulaşma” becerisi kazandırılmalıdır.
Doğal ve ulusal
varlıklara sahip çıkılmalıdır. Ülkeyi sevmek, onun her bir karışına emek
vermekten geçer.
"Yurt
toprağı kutsaldır" anlayışını, erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve su
kaynaklarını koruma gibi somut doğa sevgisiyle birleştirmek gerekir.
Ulusal
teknoloji hamlelerine gençleri dahil ederek, ülkenin geleceğini “inşa etme”
heyecanını onlara yaşatmak, “çağdaş teknolojiye” uyum sağlamak gerekir.
Üniter devlet
yapısının en güçlü bağı toplumsal yardımlaşmadır.
Sosyal dayanışma
ve yardımlaşma devlete büyük sorumluluk ve görevler vermiştir.
Özellikle ekonomik
ve sosyal sıkıntılara acil çözümler bulunması ve ülkede dar gelirlilerin
beslenme, barınma, ısınma, giyinme, eğitim… gibi temel yaşam alanlarında refaha
kavuşması sağlanmalıdır.
Farklı
bölgelerdeki okulların kardeş okul olması, gönüllülük projeleri ve toplumsal
dayanışma faaliyetleri, "biz" olma bilincini diri tutar.
. Türk kimliğinin etnik bir kökenden ziyade,
ortak bir tarih, kültür ve "kendini Türk hissetme" iradesine
dayandığı gerçeğini çok iyi kavramalıyız.
. -"Yurdunu en çok seven, görevini en iyi
yapandır." — Mustafa Kemal Atatürk
. Bu ilkeyle hareket ederek, her gencin kendi
alanında (bilimde, sanatta, sporda veya zanaatta) en iyisi olması için özendirilmesi
aslında devlete ve millete yapılabilecek en büyük hizmettir.
. * "Türk
Milleti" kavramı, 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın birçok noktasında
yer alır.
Madde 3
(Devletin Bütünlüğü): "Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir
bütündür." (Burada millet, Türk Milleti'ni ifade eder).
Madde 6
(Egemenlik): "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti,
egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle
kullanır."
Madde 7
(Yasama): "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet
Meclisinindir."
Madde 9
(Yargı): "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız
mahkemelerce kullanılır."
Madde 66:
"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür."
Madde 5:
Devletin temel amaç ve görevleri arasında "Türk Milletinin bağımsızlığını
ve bütünlüğünü korumak" sayılır.
Madde 41:
"Aile, Türk toplumunun temelidir" denilerek toplumsal yapının
kökenine vurgu yapılır.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.12.18, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ OKUYUNUZ:
. (YZ
destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
13 Aralık 2025 Cumartesi
TÜRK DEVRİMİ
. TÜRK DEVRİMİ Tam Anlamı İle Nedir?
. Türk Devrimi (veya Atatürk
İnkılapları), en geniş anlamıyla, I. Dünya Savaşı'nın ardından çöken Osmanlı
İmparatorluğu'ndan, Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, tam bağımsız,
laik ve çağdaş bir “Türk ulus devleti“ olan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişi
sağlayan köklü ve bütüncül dönüşümler sürecidir.
. Bu devrim, sadece bir hükümet değişikliği
değil, aynı zamanda toplumun siyasi, hukuki, sosyal, kültürel ve ekonomik
yapısında yüzlerce yıllık kurumları yıkarak yerlerine çağdaş, modern ve
evrensel değerlere uygun kurumları koyma amacı güden, geniş kapsamlı bir “yenileşme
hareketi”dir.
Temel
Anlamı ve Amacı
Atatürk'ün anlatımıyla,
Türk Devrimi'nin amacı:
- "Türkiye
Cumhuriyeti halkını tümüyle “çağdaş” ve bütün anlam ve
biçimleriyle “uygar” bir toplum haline getirmektir."
Bu,
Türkiye'yi "muasır medeniyetler seviyesinin üstüne
çıkarmak" hedefine ulaşmak için atılmış bir dizi adımdır.
Başlıca
Evreleri
. Türk Devrimi üç ana aşamada ele alınabilir:
1-İhtilal
(Kurtuluş Savaşı ve Siyasi Değişim):
-Ulusal
egemenliğe dayalı bir devlet kurma mücadelesi.
-Saltanatın
Kaldırılması (1922).
-Cumhuriyetin
İlanı (1923) ve yeni devletin rejiminin belirlenmesi.
2-İnkılap
(Köklü Değişimler):
-Eski
kurumları yıkıp yerine yenilerini koyma. (Örn: Halifeliğin kaldırılması,
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Şapka ve Kıyafet İnkılabı, Medeni Kanun'un kabulü,
Harf İnkılabı, Soyadı Kanunu vb.)
3-Tekâmül
(Gelişme ve Yerleşme):
-Yapılan
devrimlerin yerleştirilmesi, korunması ve yeni düzenin sürekli geliştirilmesi.
Kısa
Anlatımla:
Atatürk'ün
1935'teki kısa anlatımıyla
-"Uçurum kenarında
yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş...
Ondan sonra, içerde ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum,
yeni devlet ve bunları başarmak için arasız, devrimler... İşte Türk
Genel Devrimi'nin bir kısa ifadesi."
. Bu devrim,
modern Türkiye'nin kuruluş felsefesinin ve temel ilkelerinin (Cumhuriyetçilik,
Laiklik, Halkçılık, Milliyetçilik, Devletçilik, İnkılapçılık) kaynağıdır.
Atatürk
TÜRK DEVRİMİ ile ilgili neler söylemiştir?
. Büyük
Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk Devrimi'nin hem lideri hem de ideoloğu
olarak, bu köklü dönüşümün anlamını, gerekliliğini ve amacını pek çok sözünde
dile getirmiştir.
. Atatürk'ün Türk
Devrimi (İnkılabı) ile ilgili söylediği en çarpıcı ve yol gösterici
sözlerinden bazıları:
Devrimin
Amacı ve Niteliği
. Atatürk,
devrimin nihai amacını ve benzersizliğini şu sözlerle vurgulamıştır:
-"Yaptığımız
ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gâyesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen
asrî, bütün mânâ ve eşkaliyle medenî bir hey'et-i içtimâiye haline is'al
etmektir. İnkılâbımızın umde-i asliyesi budur."
- (Amacımız,
Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağdaş ve bütün
anlamlarıyla uygar bir topluluk haline getirmektir. Devrimimizin
temel ilkesi budur.)
- "Biz
büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa
götürdük."
"Bu
inkılâp milletin selâmeti namına, hak namına yapıldı. Milletimiz demokratik bir
hükûmet tesis etmek sayesinde düşman ordularını imha etti. Vatanı istilâdan
kurtardı."
-
"İnkılap, kelimenin ilk anda akla getirdiği ihtilal anlamından başka,
ondan daha geniş bir değişmeyi anlatır."
- (Devrim,
sadece bir ayaklanma değil, ondan daha köklü ve kapsamlı bir değişimi ifade
eder.)
-"Türkiye’de
doğan devrim güneşi yükselerek sıcaklığını yaydıkça, Türk milletinin kalbi
büsbütün dünyanın büyük ve takdire değer eserlerine karşı sıcak bir sevgiyle
dolmuş, bütün ilerleme ilkelerini tümüyle benimsemiştir."
Devrimin
Yasal Gücü ve Sürekliliği
Atatürk,
devrimin gerektirdiği köklü değişimleri meşrulaştıran iradeyi ve bu sürecin
geri dönüşünün olmadığını şu sözlerle ifade etmiştir:
-"İnkılâbın
kanunu, mevcut kanunların fevkindedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki
cereyanları boğmadıkça başladığımız inkılap ve teceddüt bir an bile
durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır."
-(Devrimin
yasası, yürürlükteki yasaların üstündedir. Bu değişim, hiçbir zaman
durdurulamayacaktır.)
-"Bu
gerçeği kabul edemeyen zihniyetleri tarumar etmek zarurîdir. Şimdiye kadar
milletin dimağını paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur.
Herhâlde mevcut hurâfeler kâmilen tard olunacaktır."
-(Geri kalmış
zihniyetleri ve hurafeleri tamamen ortadan kaldırmak zorunludur.)
Devrimin
Kaynağı: Akıl ve Bilim
. Türk Devrimi'nin temel felsefesini, aklın ve
bilimin rehberliğinde modernleşme olarak özetlemiştir:
-"Türk İnkılabı bir
kültür devrimidir. ... biz aynı zamanda tarihin tanıdığı en cüretli, en büyük
ve kapsamlı kültür devrimlerinden birini başlattık. Dilde, dinde, hukukta,
yazıda, giyside, eğitimde, tarihte reformlar yaptık."
-"Türk
İnkılabı her şeyin yanında ayrıca bir kültür devrimidir... Devrim'in
esasını tek bir sözcüğe de indirgeyebilirim; Aklın özgürleşmesi! Evet, biz akla
vurulan prangalara kırdık. Dine dayalı düşünce kalıplarımın yerine, aklın ve
bilimin ışığını koyduk."
-"Türk Milleti'nin
yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu
meşale, müspet ilimdir (pozitif bilimdir)."
Devrimin
Korunması
. Devrimin sürekliliğini ve korunmasını Türk
gençliğine bir görev olarak emanet etmiştir:
-"Devrimin
amacını kavramış olanlar sürekli olarak onu koruma gücüne sahip
olacaklardır."
-"Bütün
dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı,
düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı."
. Atatürk, Türk Devrimi'ni sadece bir siyasi
olay değil, Türk milletinin karakterine uygun, onu kölelikten kurtarıp en
ileri medeniyete taşıyacak milli bir uyanış ve ilerleme
hareketinin adı olarak görmüştür.
. TÜRK MİLLETİ olarak bunları iyi bilmek ve
anlamak, kavramak zorundayız.
. Yurtsever, Atatürkçü, bilinçli yurttaşlar
ülkemizin korunmasında, savunulmasında ve gerçek demokratik bir devlet olarak
uygarlık yolunda ilerlemede en önemli görevi üstleneceğiz.
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.11.03, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
. (YZ
destekli araştırma ve incelemeye dayanan yazım.)
6 Aralık 2025 Cumartesi
SÖYLEMLER
SÖYLEMLER, TAVIR VE TUTUMLAR .
. Son
dönemde neyin, ne olduğu, nerelerden ne gibi dalgalanmaların geldiği, “kimlerin”
neler istediği ve “kimleri kandırmaya” çalıştığı çok daha açık olarak anlaşılmaya
başlanmıştır.
. Etnik ve dinsel terör örgütlerinin kuruluş
amaçları, bugüne değin yaptıkları ve Türkiye üzerinde kurgulanan oyunlarda “üstlendikleri
rol ve görev” anlayışları artık açıkça anlaşılmıştır; buna rağmen ne yazık ki
kendi amaçları doğrultusunda çalışabilmekte ve bazı partileri “yanlarına
çekebilmekte”, ortak girişimlerde bulunabilmektedirler.
. “İdeolojik-emperyalist operasyonlar”
denilebilecek yapılanmalar, bunların “partileşmeleri” ve de “yüce meclise” bile
girmiş olmaları çok ciddi ve üzerinde büyük duyarlılıkla durulması gereken
tablolar çıkarmıştır.
. Türkiye
uzun yıllardır siyasi, toplumsal ve ekonomik alanda, yargıda, vergi sisteminde,
hukuk ve adalet arayışında demokratik uygulamalarda… çok açık görülen
sıkıntılar yaşamaktadır.
. Devlet
yönetiminde “var olan model” sorunlar göstermektedir.
. “Ortada
dönen bir akım” olarak “seçimlere hazırlanmak” ana çalışma ve beklenti olarak
kabul görmektedir.
. Bu alanda ise gözler “ana muhalefet partisi”
üzerindedir doğal olarak…
. Kendi
geleneksel siyasi çizgilerinden farklı tutum içine giren partiler, siyasetçiler
görülmektedir.
. Toplumsal
yapılanmalar, siyasi kuruluşlar, partiler “söylemlerine, tanımlamalarına” çok
dikkat etmeli ve özen göstermelidir.
. TÜRK ve TÜRK MİLLETİ tanımlamaları bu
toprakların, ülkenin ve devletin doğal temelidir.
. Bunları görmemek, yok saymak "kim olursa
olsun" kabul edilemez, hoş görülemez.
. Bu duygusal bir düşünce de değildir.
. Bu tanımlamalar “ırkçı-faşist” yönlendirmeler
de değildir.
. Bunlar “siyaset bilimsel”, bir kültürel ve
toplumsal tanımlamadır. Dil kullanımının da doğal akışına uygundur.
. Muhalefet partileri özellikle de “Atatürk’ün
kurduğu” partinin hangi yönlendirmelerle ya da hangi “kitlelerin etkisi” ile
olursa olsun TÜRK ve TÜRK MİLLETİ, TÜRKİYE tanımlamalarında “kaçmaları” asla
dürüst bir davranış değildir; partisine güvenin yitirilmesine ana neden olur.
. Çağdaş ve uygar bir bakış açısı da olamaz!
. “Atatürkçülük” bu devletin temel kuruluş
felsefesidir ve bu devlette yer alan herkesin doğal görevi ve anlayışı
olmalıdır.
. Anayasamız da bunu bağlayıcı olarak kabul
etmiş ve uygulamaya sunmuştur.
. Kitleleri yönlendirmek, onlara “heyecan”
vermek, büyük “söylevlerde” bulunmak doğru bir yol olabilir, bir hak olarak da
görülebilir, ama bunu yaparken halkı, TÜRK MİLLETİNİ kandırmaya çalışmak ve
bölücü akımların istediği yöne doğru açık-kapalı kaymalarda bulunmak ise asla
kabul görmez.
. Oldukça tehlikelidir.
. Yanlıştır ve siyasi olarak da büyük hatadır.
. Birçok yurttaş bu tavırlardan dolayı son
derece rahatsızdır. Çünkü “yapılan ve yapılmak istenilenin” ne anlam geldiğini
çok iyi kavramaktadırlar, kabul etmemektedirler.
. Birilerine, parti içi kliklere “yaranmaya
çalışmak” siyasi bir dengesizliktir.
. İnanın, bu tür girişimler, tutum ve tavırlar
diğer ülkelerde, “çağdaş batı” toplumunda da bu yönde etki yapar ve halktan
büyük tepki alır, almaktadır.
. Hiçbir güç ve akım, ideoloji, kişi ve kitle,
parti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, gösterdiği hedefleri, devletin kuruluş
felsefesini, temel ilkelerini, demokratik bir “hukuk devleti istemimizi” yok
sayamaz. Ve de görmemezlikten gelerek ne bir siyasi, ne bir toplumsal, ne de
bir ekonomik girişimde bulunamaz… En hassas dengeleri ve “uygar bir kalkınmış
toplum olma istemlerimizi” kendi “gizli çıkarları” için kullanamaz.
. Bu genel bakış açısı ile çok iyi
anlaşılmalıdır: “Hiçbir aklı başında, yurtsever, mantıklı ve bilinçli kişi ve
katmanlar bunu “iyi bir tavır ve tutum” olarak algılamaz!
. Tam tersine kendi “partinize” ve de temel
ilkelerinize zarar verirsiniz, şüphe uyandırırsınız.
. Bu ülkeye, “üniter devlet” yapımıza,
demokratik “hukuk devlet”i anlayışımıza zarar verecek akım ve çalışmalar,
inanın, asla ne takdir görür, ne de kabul görür.
. Saygılarımla…
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.12.06, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
. (Kendi
özgün yazımın tümüyle okunmasını bekliyorum)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
TÜRKİYE’nin SORUNLARI
. TÜRKİYE’nin SORUNLARI . . Gelecek dönem için Türkiye'yi bekleyen en büyük sorunlar nelerdir? . 30 Aralık 2025 itibarıyla, Türki...
-
Yok Saymak ??? § Gazi Mustafa Kemal Atatürk' ün aramızdan ayrılışının yıl dönümünde onu anmak, saygıda bulunmak her bir Türk iç...
-
. Yurt Sever Yurttaşlık · Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda " etken " görev üstlenmiş olan ve " ...
-
. Atatürk'ün Türkİye İktisat Kongresİ Konuşması - Türkiye İktisat Kongresi Açış Söylevi 17 ŞUBAT 1923 ...