SÖYLEMLER, TAVIR VE TUTUMLAR .
. Son
dönemde neyin, ne olduğu, nerelerden ne gibi dalgalanmaların geldiği, “kimlerin”
neler istediği ve “kimleri kandırmaya” çalıştığı çok daha açık olarak anlaşılmaya
başlanmıştır.
. Etnik ve dinsel terör örgütlerinin kuruluş
amaçları, bugüne değin yaptıkları ve Türkiye üzerinde kurgulanan oyunlarda “üstlendikleri
rol ve görev” anlayışları artık açıkça anlaşılmıştır; buna rağmen ne yazık ki
kendi amaçları doğrultusunda çalışabilmekte ve bazı partileri “yanlarına
çekebilmekte”, ortak girişimlerde bulunabilmektedirler.
. “İdeolojik-emperyalist operasyonlar”
denilebilecek yapılanmalar, bunların “partileşmeleri” ve de “yüce meclise” bile
girmiş olmaları çok ciddi ve üzerinde büyük duyarlılıkla durulması gereken
tablolar çıkarmıştır.
. Türkiye
uzun yıllardır siyasi, toplumsal ve ekonomik alanda, yargıda, vergi sisteminde,
hukuk ve adalet arayışında demokratik uygulamalarda… çok açık görülen
sıkıntılar yaşamaktadır.
. Devlet
yönetiminde “var olan model” sorunlar göstermektedir.
. “Ortada
dönen bir akım” olarak “seçimlere hazırlanmak” ana çalışma ve beklenti olarak
kabul görmektedir.
. Bu alanda ise gözler “ana muhalefet partisi”
üzerindedir doğal olarak…
. Kendi
geleneksel siyasi çizgilerinden farklı tutum içine giren partiler, siyasetçiler
görülmektedir.
. Toplumsal
yapılanmalar, siyasi kuruluşlar, partiler “söylemlerine, tanımlamalarına” çok
dikkat etmeli ve özen göstermelidir.
. TÜRK ve TÜRK MİLLETİ tanımlamaları bu
toprakların, ülkenin ve devletin doğal temelidir.
. Bunları görmemek, yok saymak "kim olursa
olsun" kabul edilemez, hoş görülemez.
. Bu duygusal bir düşünce de değildir.
. Bu tanımlamalar “ırkçı-faşist” yönlendirmeler
de değildir.
. Bunlar “siyaset bilimsel”, bir kültürel ve
toplumsal tanımlamadır. Dil kullanımının da doğal akışına uygundur.
. Muhalefet partileri özellikle de “Atatürk’ün
kurduğu” partinin hangi yönlendirmelerle ya da hangi “kitlelerin etkisi” ile
olursa olsun TÜRK ve TÜRK MİLLETİ, TÜRKİYE tanımlamalarında “kaçmaları” asla
dürüst bir davranış değildir; partisine güvenin yitirilmesine ana neden olur.
. Çağdaş ve uygar bir bakış açısı da olamaz!
. “Atatürkçülük” bu devletin temel kuruluş
felsefesidir ve bu devlette yer alan herkesin doğal görevi ve anlayışı
olmalıdır.
. Anayasamız da bunu bağlayıcı olarak kabul
etmiş ve uygulamaya sunmuştur.
. Kitleleri yönlendirmek, onlara “heyecan”
vermek, büyük “söylevlerde” bulunmak doğru bir yol olabilir, bir hak olarak da
görülebilir, ama bunu yaparken halkı, TÜRK MİLLETİNİ kandırmaya çalışmak ve
bölücü akımların istediği yöne doğru açık-kapalı kaymalarda bulunmak ise asla
kabul görmez.
. Oldukça tehlikelidir.
. Yanlıştır ve siyasi olarak da büyük hatadır.
. Birçok yurttaş bu tavırlardan dolayı son
derece rahatsızdır. Çünkü “yapılan ve yapılmak istenilenin” ne anlam geldiğini
çok iyi kavramaktadırlar, kabul etmemektedirler.
. Birilerine, parti içi kliklere “yaranmaya
çalışmak” siyasi bir dengesizliktir.
. İnanın, bu tür girişimler, tutum ve tavırlar
diğer ülkelerde, “çağdaş batı” toplumunda da bu yönde etki yapar ve halktan
büyük tepki alır, almaktadır.
. Hiçbir güç ve akım, ideoloji, kişi ve kitle,
parti Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, gösterdiği hedefleri, devletin kuruluş
felsefesini, temel ilkelerini, demokratik bir “hukuk devleti istemimizi” yok
sayamaz. Ve de görmemezlikten gelerek ne bir siyasi, ne bir toplumsal, ne de
bir ekonomik girişimde bulunamaz… En hassas dengeleri ve “uygar bir kalkınmış
toplum olma istemlerimizi” kendi “gizli çıkarları” için kullanamaz.
. Bu genel bakış açısı ile çok iyi
anlaşılmalıdır: “Hiçbir aklı başında, yurtsever, mantıklı ve bilinçli kişi ve
katmanlar bunu “iyi bir tavır ve tutum” olarak algılamaz!
. Tam tersine kendi “partinize” ve de temel
ilkelerinize zarar verirsiniz, şüphe uyandırırsınız.
. Bu ülkeye, “üniter devlet” yapımıza,
demokratik “hukuk devlet”i anlayışımıza zarar verecek akım ve çalışmalar,
inanın, asla ne takdir görür, ne de kabul görür.
. Saygılarımla…
. Öğretmen Gönen ÇIBIKCI, 2025.12.06, İS.
. YAZININ TÜMÜNÜ
OKUYUNUZ:
. (Kendi
özgün yazımın tümüyle okunmasını bekliyorum)